Lohusa Sendromundan Nasıl Kurtulurum? Pedagojik Bir Bakış Hayatın her evresi, bazen beklenmedik zorluklarla karşılaşmamıza yol açar. Özellikle annelik gibi derin bir değişimi yaşarken, bu zorluklar bazen daha belirgin hale gelir. Lohusa sendromu, genellikle doğum sonrası yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimlerle ilgili bir kavramdır; ancak bu durum, aynı zamanda bir öğrenme sürecinin de parçasıdır. Her yeni deneyim, öğrenmenin bir yansımasıdır. Öğrenmek, sadece yeni bilgiler edinmek değil, aynı zamanda zorluklarla başa çıkmayı, duygusal dengeyi kurmayı ve kendimizi yeniden keşfetmeyi de içerir. Bu yazıda, lohusa sendromu ile başa çıkarken pedagojik bir bakış açısıyla öğrenmenin gücünden nasıl yararlanabileceğimizi tartışacağız. Lohusa Sendromu: Temel Kavramlar ve…
Yorum BırakGüzel Hayat Tüyoları Yazılar
Bir Cümle, Birçok Yük: “Büyük Tuvaletimi Yapamıyorum” Demenin Sosyolojisi “Büyük tuvaletimi yapamıyorum ne iyi gelir?” cümlesi çoğu zaman fısıltıyla söylenir. Utançla, çekinerek, hatta bazen hiç söylenmeden… Bu yazıya başlarken, bu cümleyi kurmanın bile ne kadar zor olabildiğini hissediyorum. Çünkü mesele yalnızca bedensel bir sıkışma değil; toplumsal beklentiler, sessizlikler ve görünmez baskılarla örülü bir deneyimden söz ediyoruz. İnsanların birbirini, kurumların bireyi nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışan biri olarak, bu sorunun ardında güçlü bir sosyolojik hikâye görüyorum. Bu yazıda “büyük tuvaletimi yapamıyorum ne iyi gelir?” ifadesini tıbbi bir reçeteye indirgemeden ele alacağım. Önce temel kavramları tanımlayacak, ardından toplumsal normlar, cinsiyet rolleri, kültürel pratikler…
Yorum BırakBiyogaz Üretimi: Ekonomik Perspektif ve Gelecekteki Senaryolar Kaynaklar sınırlıdır ve bu sınırlılık, insanın her an karşılaştığı seçimleri etkiler. Hangi kaynağı nasıl ve ne şekilde kullanmalıyız? Hangi seçenek daha verimli olur? Bu tür sorular, ekonomi biliminin temelini oluşturur. Sınırsız istekler ve sınırlı kaynaklar arasındaki dengeyi bulmak, her ekonomi modelinin merkezinde yer alır. Biyogaz üretimi, bu dengeyi anlamamıza yardımcı olacak önemli bir örnektir. Sadece çevresel bir çözüm sunmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik açıdan da büyük fırsatlar ve zorluklar barındırır. Peki, biyogaz üretiminin ekonomik boyutları nedir? Mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektifinden bu soruyu nasıl ele alabiliriz? Bu yazıda, biyogaz üretiminin ekonomiye olan…
Yorum BırakBatın USG Sonucu Ne Zaman Çıkar? Toplumsal Bir Soruya Sosyolojik Bir Bakış Bir gün Batın USG (Ultrasonografi) sonucunu beklerken, sabahın erken saatlerinde hastaneye gitmek üzere evden çıkıyorsunuz. Çantada taşıdığınız, sağlığınızı kontrol ettirmek için yaptırdığınız testlerin bir tanesi olan bu sonuç, bir şekilde yaşamın o anki kesitini belirleyecek bir anahtar gibi. Oysa soruya “Batın USG sonucu ne zaman çıkar?” diye sorarken, belki de sadece bir zaman dilimini sorguluyorsunuz. Ancak, bu basit görünüşlü soru, aslında daha derin bir toplumsal yapıyı, normları, güç ilişkilerini ve bireysel beklentileri anlamamıza olanak tanıyor. Bugün, bu soruyu sosyolojik bir bakış açısıyla ele alacak ve toplumsal adalet, eşitsizlik…
Yorum BırakBir Soru: Bir İnsan Bir Şehre Neden Toplanır? Tüm düşünce okullarının paylaştığı bir nokta vardır: Bizler dünyayı anlamak için bir çaba içindeyiz. Ontoloji —“varlık nedir?” sorusunu sorar; epistemoloji —“ne bilebiliriz?” der; etik ise “nasıl yaşamalıyız?”ı sorgular. Şimdi düşünelim: Bir lider bir şehre çağrıldığında, sadece coğrafi bir yerleşim mi seçer; yoksa bir anlam dünyasını mı çağırır? “Atatürk’ün kongre yaptığı bir ilimiz nedir?” sorusu, yalnızca tarihsel bir cevap istemez. Aynı zamanda sorar: Biz bu seçimleri nasıl anlarız? Bu seçimler bize ne söyler? Bu soruların gölgesinde, insanın anlam arayışı kadar, bu anlamın paylaşılması ve ortaklaşması üzerine düşünceler yükselir. Sivas: Bir Kongrenin Felsefi Yeri…
Yorum BırakÖtüken: Tarihten Günümüze, Toplumsal Yapıların ve Bireylerin Etkileşimi Hayatımıza yön veren kavramlardan bazıları vardır, bazen kökeni derin bir tarihe dayanırken, bazen de hayatımızın her alanında, günlük pratiklerimizde belirginleşirler. “Ötüken” bu tür kavramlardan biridir. Peki, bu kelime sadece bir tarihsel veya coğrafi terim mi, yoksa toplumsal yapılar, güç ilişkileri ve kültürel normlarla ilişkili bir anlam da taşıyor olabilir mi? Bu yazıya başlarken, hepimizin deneyimlediği ama belki de çok farkında olmadığımız, derin kökleri olan toplumsal ve kültürel bağlamlara bir göz atmaya davet ediyorum. “Ötüken” kelimesi, özellikle Türk tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Birçok insan, bu kelimeyi duyduğunda aklına Orta Asya’nın derin…
Yorum Bırakİnsanlar ve Toplumlar Neden Değişir? Gerçekten Gelişiyor Muyuz, Yoksa Sadece Yavaşça Değişiyoruz? İzmir’in sıcak yaz akşamlarında, kahvemi alıp sahilde yürürken, başkalarının hayatlarına bakıp durduğum çok oluyor. Kimisi telefonunun ekranında kaybolmuş, kimisi derin düşüncelere dalmış, kimisi de sadece rüzgarın keyfini çıkarıyor. Ama bir şey ortak: Herkes bir şekilde değişiyor, farklılaşıyor, ama gerçekten “ilerliyor” muyuz? Bazen sorarım kendime: “İnsanlar ve toplumlar neden değişir?” Bu sorunun cevabı, belki de insanların zamanla kendi başlarına verdiği cevaba değil, toplumların onlara ne dayattığına bağlıdır. Ya da belki de bu soruyu cevaplamak için gerçekten değişmeye cesaret edemiyoruz. Güçlü Yönler: Değişim, Gelişim mi, Yoksa Tepki Mi? İnsanlar ve…
Yorum BırakYüz Tam Olarak Kaç Yaşında Oturur? Bir Antropolojik Perspektif Kültürlerin Çeşitliliği ve Yüzün Anlamı Yüz, insan kimliğinin en güçlü sembollerinden biridir. İnsanlar yüzleriyle tanınır, iletişim kurar ve duygularını ifade eder. Yüzdeki çizgiler, kırışıklıklar ve izler sadece biyolojik yaşın değil, aynı zamanda yaşanmışlıkların, toplumsal rollerin ve kültürel normların birer yansımasıdır. Bir antropolog olarak, dünyadaki farklı kültürlerin, yaşlanma süreci ve yüzün anlamı üzerine nasıl farklı bakış açılarına sahip olduğunu keşfetmek oldukça ilginçtir. Peki, yüz tam olarak kaç yaşında oturur? Bu soru, sadece biyolojik bir mesele değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir deneyimdir. Yüzün anlamını, ritüelleri, sembollerini ve topluluk içindeki rolünü, çeşitli…
Yorum BırakSekîne Kaç Defa Okunmalı? Düşüncelere Dalmak ve Ruhun Sükûneti İstanbul’da bir ofiste gündüzleri çalışırken, akşamlarıysa blog yazan sıradan bir insanım. Ancak işin garibi, bazen gündelik hayatın koşuşturmasında, içimde bir yerlerde bir huzur arayışı hissediyorum. Birkaç hafta önce bir arkadaşım, Sekîne’nin kaç defa okunması gerektiğiyle ilgili bir soru sordu ve bu soruyla bir anda kafamda birçok soru belirdi. Acaba bu kadar derin bir metni sadece bir kez okumak mı yeterli? Sekîne’nin anlamı, her okuyuşta farklı bir boyut kazanır mı? Gelin, bu soruyu birlikte sorgulayalım. Sekîne’nin Anlamı ve Geçmişi Sekîne, İslam kültüründe huzur, sükûnet ve kalbin dinginliğiyle ilişkilendirilen bir kavram. “Sekîne” kelimesi,…
Yorum BırakUV400 Güneş Gözlüğü İyi Mi? Kültürlerin ve Kimliklerin Bir Yansıması Gözlük takmak, birçoğumuz için sadece pratik bir ihtiyaç gibi görünse de, aslında çok daha derin kültürel, toplumsal ve bireysel anlamlar taşıyan bir davranıştır. Her bir takılı gözlük, sadece gözleri korumakla kalmaz, aynı zamanda bir kimlik ifadesi, bir kültürel sembol ya da sosyo-ekonomik durumu anlatan bir işaret olabilir. UV400 güneş gözlüğü, belki de yalnızca fonksiyonel değil, kültürel bir kimlik yaratma aracıdır. Ancak bu soruyu, kültürlerin çeşitliliğini keşfetmeye hevesli bir insan olarak, daha geniş bir bakış açısıyla ele almak isterim: UV400 güneş gözlüğü gerçekten iyi mi? Ve, daha da önemlisi, farklı toplumlar…
Yorum Bırak